İçeriğe geç

İstanbul Güngören deprem bölgesi mi ?

İstanbul Güngören Deprem Bölgesi mi? Sosyolojik Bir Perspektiften Toplumsal Dayanıklılık

Bir sosyolog olarak şehirleri incelerken, yalnızca binaların dayanıklılığını değil; toplumların nasıl örgütlendiğini, kriz anlarında nasıl tepki verdiğini ve kimlerin hangi roller üstlendiğini anlamaya çalışırım. “İstanbul Güngören deprem bölgesi mi?” sorusu, ilk bakışta teknik bir jeolojik mesele gibi görünse de, aslında toplumsal ilişkiler, kültürel pratikler ve cinsiyet rolleri bağlamında çok daha derin bir anlam taşır. Çünkü bir toplumun depreme hazırlıklı olup olmaması, sadece binaların değil, insanların birbirine nasıl bağlandığının da bir göstergesidir.

Güngören’in Toplumsal Yapısı ve Kentsel Kırılganlık

Güngören, İstanbul’un yoğun nüfuslu, göçle şekillenmiş ilçelerinden biridir. Farklı sosyal ve ekonomik sınıflardan bireylerin bir araya geldiği bu bölge, hem toplumsal dayanışma hem de kırılganlık örüntülerini içinde barındırır. Deprem risk haritalarında orta-yüksek risk bölgesinde yer alan Güngören, yalnızca fiziki yapı açısından değil, toplumsal dayanıklılık kapasitesi açısından da dikkat çekicidir. Sosyolojik açıdan burada önemli olan, insanların afet öncesi ve sonrası nasıl davrandıkları, kimlerle iş birliği yaptıkları ve hangi normlar etrafında organize olduklarıdır.

Toplumsal Normlar ve Kriz Anlarındaki Rolü

Toplumlar, kriz anlarında en derin normlarını ortaya çıkarırlar. Güngören’de deprem gibi bir afet durumunda, bireylerin davranışlarını yönlendiren en temel normlar; aileye bağlılık, komşuluk dayanışması ve dini inançlar etrafında şekillenir. Komşuya koşmak, dualar etmek, mahalle kahvesinde bilgi paylaşmak gibi eylemler, bu normların görünür hale geldiği pratiklerdir. Ancak bu normlar, aynı zamanda cinsiyet rollerini de yeniden üretir: erkekler genellikle yapısal, fiziksel görevleri üstlenirken; kadınlar ilişkisel, duygusal ve bakım odaklı görevlerde ön plana çıkarlar.

Erkeklerin Yapısal İşlevleri: Gücü ve Koruyuculuğu Sembolize Etmek

Deprem sonrasında sahnede ilk görünenler genellikle erkeklerdir: sokaklarda yıkılan binaların arasında koşuşturan, su taşıyan, yardım organize eden, çatlak duvarları kontrol eden erkek figürü, toplumsal olarak “koruyucu” rolün bir yansımasıdır. Bu davranış biçimi, erkekliğin toplumsal olarak tanımlandığı “yapısal güç” fikrini pekiştirir.

Güngören’de bu tür durumlarda erkekler, ailelerinin güvenliğini sağlama, kaynak bulma ya da yetkililerle iletişim kurma görevlerini üstlenirler. Bu durum, toplumun cinsiyet temelli işbölümünün ne kadar derinlere işlendiğini gösterir. Sosyolojik açıdan, erkeklik burada fiziksel dayanıklılıkla özdeşleşirken, kriz anlarında “görünür” hale gelen kamusal bir güç olarak ortaya çıkar.

Kadınların İlişkisel Bağları: Dayanışmanın Sessiz Omurgası

Kadınlar ise Güngören’in deprem gibi travmatik dönemlerinde, görünmeyen ama hayati önemdeki “ilişkisel bağların kurucuları”dır. Mahalledeki yaşlılara, çocuklara ve komşulara destek olmak; bilgi paylaşmak; duygusal güven ortamı yaratmak; bu süreçte kadınların üstlendiği rollerin başında gelir.

Örneğin, birçok Güngören mahallesinde kadınlar arasında kurulan WhatsApp grupları, kriz anlarında bilgi ve yardım paylaşımı açısından önemli bir sosyal ağ işlevi görmektedir. Bu bağlamda kadınlar, fiziksel güçle değil, ilişkisel örgütlenmeyle toplumsal direncin sürekliliğini sağlarlar.

Deprem Kültürü ve Toplumsal Öğrenme

Deprem, Güngören halkı için yalnızca bir doğa olayı değil; toplumsal bir öğrenme sürecidir. Her sarsıntı, sadece duvarlarda değil, sosyal ilişkilerde de iz bırakır. Mahalleler arasında dayanışma ağlarının kurulması, apartman yönetimlerinde güvenlik planlarının konuşulması, çocuklara afet bilincinin öğretilmesi — bunların hepsi “deprem kültürünün” sosyolojik boyutunu oluşturur.

Bu kültür, aynı zamanda bireysel sorumluluk kadar toplumsal duyarlılığı da kapsar. Güngören’de yaşayan insanlar, her geçen yıl depremi yalnızca korkuyla değil, “birlikte yaşama bilinciyle” karşılamayı öğrenmektedir.

Toplumsal Cinsiyet ve Yeniden İnşa Süreci

Deprem sonrası yeniden inşa, yalnızca binaların değil, toplumsal ilişkilerin de yeniden inşasıdır. Bu süreçte erkekler sıklıkla ekonomik ve fiziksel planlamalarda rol alırken, kadınlar duygusal iyileşme, toplumsal dayanışma ve topluluk organizasyonlarında öncülük eder. Her iki cinsiyetin farklı biçimlerde katkı sunması, toplumun çok boyutlu direncini gösterir. Sosyolojik açıdan bu, “toplumsal denge”nin yeniden kurulması anlamına gelir.

Sonuç: Bir Bölgeden Fazlası, Bir Toplum Aynası

İstanbul Güngören deprem bölgesi mi?” sorusuna yalnızca evet ya da hayır cevabı vermek, bu konunun derinliğini küçültür. Evet, Güngören teknik olarak deprem riskinin yüksek olduğu bir bölgedir; ama asıl mesele, bu riskle nasıl yaşandığıdır.

Güngören’in hikâyesi, dayanışmanın, cinsiyet rollerinin, kültürel normların ve sosyal öğrenmenin bir birleşimidir. Deprem burada yalnızca yerin değil, toplumun da sarsıldığı bir andır. Ancak her sarsıntı, aynı zamanda toplumun yeniden kenetlenme potansiyelini açığa çıkarır.

Güngören’in dayanıklılığı, sadece binaların sağlamlığıyla değil, insanların birbirine uzattığı ellerle ölçülür. Ve bu, belki de en güçlü yapı malzemesidir: toplumsal bağ.

8 Yorum

  1. Açelya Açelya

    Sinop, Giresun, Rize, Artvin gibi Karadeniz Bölgesi illeri; deprem riski düşük olan yerler arasında bulunur. Bu iller, aktif fay hatlarından uzakta yer aldıkları ve zemin yapıları sağlam olduğu için Türkiye’nin deprem açısından en güvenli bölgeleri arasında sayılır. Evin güvenli ve riskli yerleri ise şu unsurlara göre belirlenir: Güvenli yerler; sağlam nesnelerin altı ya da yanı ve koridor içleridir .

    • admin admin

      Açelya!

      Yorumlarınız yazının görünümünü zenginleştirdi.

  2. Arife Arife

    Bakın Beylikdüzü, Avcılar, Bakırköy, Fatih, Bahçelievler, Güngören, Zeytinburnu ve Batı eee Doğu kısım tarafında, Asya tarafında ise Üsküdar eee Kadıköy, Maltepe, Kartal, Pendik bu bölgelerin hepsi maalesef hayatlarına yakınlığından dolayı deprem riski taşıyor .

    • admin admin

      Arife!

      Katkınızla metin daha akıcı hale geldi, çok değerliydi.

  3. Banu Banu

    İstanbul ‘da Deprem Riski En Yüksek Bölgeler Zeytinburnu Ayamama Deresi. Küçükçekmece Gölü’nün doğusundaki Nakkaşdere alüvyonları Azaplı yöresi (Altınşehir’in alçak kesimleri) Ispartakule (Alibey Yarımadası’nın batı kısımları) Kanarya (Firuzköy kıyıları) Esenkent. Daha fazla öğe… Sinop, Giresun, Rize, Artvin gibi Karadeniz Bölgesi illeri; deprem riski düşük olan yerler arasında bulunur.

    • admin admin

      Banu! Sevgili dostum, sunduğunuz katkılar yazının akademik değerini artırdı ve onu daha güvenilir kıldı.

  4. Gülseren Gülseren

    Çekmeköy , zemin açısından İstanbul genelinde en avantajlı ilçelerden biri olarak bilimsel verilerle desteklenmiş şekilde birinci sırada yer alıyor. Diğer Anadolu yakası ilçeleri (Beykoz, Şile, Ümraniye, Kadıköy, Ataşehir) genel itibarıyla zemin yapısı bakımından sağlam kabul ediliyor. İstanbul’da Depreme Dayanıklı İlçeler: Bilimsel Analiz ve Zemin Verileri Armağan Kocabaş blog istanbulda-de… Armağan Kocabaş blog istanbulda-de…

    • admin admin

      Gülseren! Yorumlarınızın bazıları bana uzak gelse de teşekkür ederim.

admin için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci.betbetexper.xyz