Türkiye Güç Sırasında Kaçıncı? Antropolojik Bir Bakış Toplumlar, geçmişten günümüze kadar değişen güç yapıları ve iktidar ilişkileriyle şekillenmiş, kendilerini tanımlama biçimlerini ve dünyaya bakış açılarını buna göre oluşturmuşlardır. Kültürlerin çeşitliliğini ve insanlık tarihinin farklı evrelerini merak eden bir antropolog olarak, güç yalnızca ekonomik, askeri veya politik bir faktör olarak değerlendirilemez. Güç, aynı zamanda bir toplumun ritüelleri, sembolleri ve kimlikleriyle şekillenir. Peki, Türkiye’nin dünya üzerindeki güç sıralamasındaki yeri nedir? Bu soruya yanıt verirken, sadece sayılar ve istatistiklerle değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal dinamiklerle de ele almak gerekir. Güç, Toplumların Kimlik Yapısına Nasıl Yansır? Bir toplumun gücü, yalnızca askeri ya…
Yorum BırakGünlük Yaşam Notları Yazılar
Talep Eğrisinin Kaymasına Neden Olan Felsefi Sorular Bir sabah, bir çiçek satıcısının tezgahına yaklaşıyor ve oradaki rengârenk çiçeklerden birini almak istiyorsunuz. Ancak, birden aklınıza bir soru geliyor: “Gerçekten bu çiçeği almak mı istiyorum, yoksa sadece dışarıda güneş ışığının etkisiyle mi buradayım?” Bu soru, herhangi bir alışveriş anının ötesinde, aslında kararlarımıza nasıl yön verdiğimizi sorgulayan bir felsefi sorudur. Ve bu soru, bizim ve çevremizin ekonomik tercihleri üzerinde doğrudan bir etkisi olan talep eğrisinin kayması olgusuna da ışık tutabilir. Ekonomi, belirli bir mal veya hizmete olan talebin nasıl şekillendiğini ve nasıl değiştiğini anlamaya çalışırken, felsefe de bireylerin nasıl kararlar aldığını ve bu…
Yorum BırakRoma’da Hristiyanlığı Kim Kabul Etti? Felsefi Bir Bakış Giriş: İnanç ve İktidar Arasında Bir Dönüşüm Bir toplumun inanç sistemi değiştiğinde, bu yalnızca dini bir dönüşüm değil, aynı zamanda o toplumun etik, epistemolojik ve ontolojik yapısında derin bir değişim anlamına gelir. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlık’la tanıştığı dönemi ele alırken, sorulması gereken soru şudur: Hristiyanlık sadece bir inanç mıydı, yoksa daha geniş bir toplumsal, politik ve felsefi değişimin parçası mı? Roma’da Hristiyanlığı kim kabul etti? Bu basit bir dini tercih meselesi miydi, yoksa tarihsel, toplumsal ve kültürel baskılarla şekillenen bir karar mıydı? Bu yazıda, Roma’da Hristiyanlığın kabulünü etik, epistemolojik ve ontolojik açıdan inceleyecek,…
Yorum BırakJeotermal Enerji: Siyaset ve Güç İlişkileri Bağlamında Bir Değerlendirme Jeotermal enerji, yerin derinliklerinden elde edilen doğal ısının, elektrik üretimi veya ısınma amaçlı kullanılmasıdır. Teknolojik olarak verimli ve çevre dostu bir enerji kaynağı olan jeotermal, son yıllarda dünya genelinde giderek daha fazla dikkat çekmektedir. Fakat bu doğal kaynağın, sadece bir enerji türü olmanın ötesinde, iktidar, kurumlar ve toplumsal düzen ile derin bağlantıları vardır. Bu bağlamda, jeotermal enerji üzerine yapılan politik tartışmalar, iktidar ilişkilerinden, meşruiyet ve katılım anlayışlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Jeotermal Enerji ve Siyaset: Güç İlişkilerinin Gösterimi Jeotermal enerjinin temelinde, yerin derinliklerinden gelen doğal ısının insanlar tarafından kullanılması yer…
Yorum BırakHayalet Avcıları: Ürperti Ne Zaman? Bir akşam, televizyonu açıp eski bir dizi izlemeye karar verdim. Hayalet Avcıları’nın o meşhur teması çaldı ve birden gözlerim ışıldadı. Bir zamanlar çocukken bu diziyi izlerken kalbim yerinden fırlayacak gibi olurdu. O ürpertici atmosfer, garip olaylar ve hayalet avcılarının cesur mücadelesi… Şimdi ise, diziyi izlerken neden bu kadar etkilediğini düşündüm. Gerçekten de hayaletler var mı? Yoksa bu bir hayal gücünün ürünü mü? Peki, Hayalet Avcıları: Ürperti ne zaman çıktı? İşte bu yazı, o ürperten hikâyenin doğuşuna ve kültürel etkilerine dair derinlemesine bir inceleme sunacak. Hayalet Avcıları ve “Ürperti”nin Doğuşu Hayalet Avcıları, 1984 yılında sinemada gösterime…
Yorum BırakBin Dereden Su Getirmek: Deyim mi, Atasözü mü? Felsefi Bir Bakış Hayatın karmaşıklığına dair bir soru soralım: Bir düşünce, bir kelime ya da bir davranış, yalnızca anlamını yansıtan bir sembol müdür, yoksa derinlerde daha başka bir varlık katsayısına mı sahiptir? Bu soru, felsefenin farklı dallarının – etik, epistemoloji ve ontoloji – nasıl bir arada var olabileceğini anlamamıza da ışık tutuyor. Mesela, Türkçe’de sıkça kullandığımız “bin dereden su getirmek” ifadesi, karmaşık bir durumu anlatan bir deyim ya da atasözü mü? Hangi dilsel yapının, daha derin anlamlar taşıdığı konusunda bir fikir yürütebiliriz? Bu basit sorunun ötesine geçmek, dilin anlam evrenine, insanın dünyayı…
Yorum BırakBilimsel Çalışmanın Özellikleri ve Ekonomik Perspektifi Hayat, her zaman kaynakların kıtlığı ve bu kaynaklar arasındaki seçimlerin sonuçlarıyla şekillenir. Bir toplumda veya bireysel düzeyde kararlar alırken, her bir seçim, başka bir fırsattan vazgeçmeyi gerektirir. Ekonominin temel ilkelerinden biri olan bu fırsat maliyeti kavramı, sadece bireysel yaşamda değil, aynı zamanda bilimsel çalışmaların doğasında da oldukça belirgindir. Bilimsel çalışmaların tasarımı, araştırmanın hedefleri ve elde edilen sonuçlar, sınırlı kaynakların nasıl kullanılacağına dair birçok seçimi içerir. Peki, bilimsel çalışmanın özellikleri nedir ve ekonomi perspektifinden bakıldığında bu çalışmaların toplumsal refah üzerindeki etkileri nasıl şekillenir? Bilimsel çalışmalar, sadece doğa bilimlerinin ya da fiziksel bilimlerin alanı değildir. Ekonomi…
Yorum BırakArterlerin Kısaltması Nedir? Ekonomik Bir Bakış Açısı Ekonomi, insanların sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığı bir alandır. Bu temel ilke, her seçimde fırsat maliyeti ve dengesizlikler ile karşı karşıya kalmamıza neden olur. Kaynaklar kıt olduğunda, her ekonomik karar, bir tercihin ötesine geçer ve genellikle başka bir fırsattan vazgeçmek anlamına gelir. Ancak, ekonomi sadece rakamlar ve analizlerle sınırlı değildir; aynı zamanda insan davranışlarını, toplumsal dinamikleri ve siyasal yapıları da içerir. Bugün, bu yazıda “arterlerin kısaltması” meselesini inceleyeceğiz. Bu terim, ekonominin farklı perspektiflerinden ele alındığında, sadece finansal veya ekonomik bir kavram olmanın ötesine geçer; aynı zamanda piyasa dinamikleri, bireysel kararlar, toplumsal refah…
Yorum BırakAlgı ve Duyum: Öğrenmenin Temel Taşları Öğrenme, sadece bilgi edinme süreci değil, insanın dünyayı, kendi içsel dünyasını ve çevresini nasıl algıladığının derinlemesine bir incelemesidir. Her birey, sahip olduğu duyular ve algılar aracılığıyla bir anlam inşa eder. Eğitimin dönüşüm gücü, bu algı ve duyumların zenginliğinden beslenir. Bugün eğitim, öğrencilerin sadece bilgiyi almakla kalmayıp, o bilgiyi anlamlı bir şekilde sentezlemelerine, sorgulamalarına ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmelerine olanak tanır. Ancak bu süreç, bireyin duyusal algıları ve onların öğrenme üzerindeki etkisiyle şekillenir. Algı Nedir? Algı, dış dünyadan gelen uyaranların beyin tarafından işlenip anlamlı bir forma dönüştürülmesi sürecidir. Algı, sadece gözlemler ve duyumların bir…
Yorum BırakRetweet Nasıl Kapatılır? Geçmişten Günümüze Dijital Paylaşımın Evrimi Bir Tarihçinin Bakış Açısıyla: Geçmişin Gölgesinde Bugüne Dönüş Bir tarihçi olarak, her şeyin bir başlangıcı ve gelişim süreci olduğuna inanırım. Bugün, sosyal medya platformları ve dijital paylaşımlar dünya üzerinde hızla yayıldıkça, geçmişteki iletişim araçları ve toplumsal etkileşimler üzerine düşündüğümüzde, aslında pek çok paralellik görebiliriz. Bir zamanlar, düşüncelerimizin, fikirlerimizin ve duygularımızın yayılması yalnızca sınırlı bir çevre ile sınırlıydı. Ancak şimdi, tüm dünyaya erişim sağlayan dijital dünyada, sadece birkaç tıklama ile fikirlerimiz birden fazla kişiye ulaşabiliyor. Retweet kavramı, işte bu dijital dönemin vazgeçilmez bir unsuru haline geldi. Ancak, her yeni teknoloji gibi, bir yan…
Yorum Bırak