İhale Saati Değiştirilebilir Mi? Tarihsel Bir Perspektiften Geçmiş, sadece eski olaylar zincirinden ibaret değildir; aynı zamanda bugün yaptığımız her şeyin, yaşadığımız her anın ve aldığımız her kararın derinlemesine bir anlam taşıyan yansımasıdır. Geçmişi anlamak, bu yansımaların etkilerini doğru bir şekilde kavrayabilmek adına kritik bir yolculuktur. Geçmişin analiz edilmesi, günümüzün toplumsal yapılarından ekonomik ilişkilere kadar her alanı yorumlamak için gerekli bir zemin oluşturur. Peki, “ihale saati değiştirilebilir mi?” sorusu, sadece günümüzün bürokratik düzeniyle mi alakalıdır, yoksa tarihi bir bağlamda toplumsal normlar ve kuralların zaman içindeki değişimiyle mi bağlantılıdır? Bu yazı, tarihe dayalı bir bakış açısıyla bu soruyu keşfetmeyi amaçlıyor. İlk İhale…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Yağmurun Kökeni: Dil, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Gözlerimizi gökyüzüne çevirdiğimizde, doğal olaylar her zaman birer sır gibi gelir. Yağmur, doğanın bizlere sunduğu en temel yaşam kaynaklarından biridir, ancak bu doğa olayının kökeni, aslında yalnızca bir dilsel mesele olmanın ötesinde toplumsal, kültürel ve siyasal bir tartışma alanına dönüşebilir. Yağmurun kökeni, dilin, kültürün ve güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğine dair bir metafor olabilir. Peki, dildeki köken arayışları, iktidarın ve toplumsal düzenin temelleriyle nasıl bağlantılıdır? Tıpkı doğanın sunduğu fenomenler gibi, dil ve onun üzerinden yapılan güç mücadelesi de toplumsal yapıyı anlamamızda kritik bir rol oynar. Dil, kimliklerin, ideolojilerin ve devletin meşruiyetinin temel taşlarını…
Yorum BırakYazıhane Nedir, Nasıl Kullanılır? Bir gün sabah kahvesini içerken, yazıhane kelimesi aklınıza geldi mi? Eskiden, “yazıhane” kelimesi, bir ofisin, memurların çalıştığı bir yerin ya da sadece yazı yazmanın yapıldığı bir alanın adıydı. Bugün hâlâ bu terimi duyan var mı? Belki de çoğumuz için sadece geçmişin bir hatırası olarak kalmıştır. Peki, yazıhane nedir, aslında nasıl kullanılır? Gelin, bu terimin kökenlerine bir göz atalım ve zamanla nasıl evrildiğini inceleyelim. Birçok insan için yazıhane, eski dönemlerdeki bürokratik yapıları, belge düzenleme ve yazışma işlerini hatırlatır. Bugün ise bu kavram, giderek dijitalleşen dünyada farklı anlamlar taşıyor. Yazıhane, sadece bir ofis değil, aynı zamanda bir kültürün,…
Yorum BırakUçakta Bölge B: Ekonomi Perspektifinden Bir Analiz Kıtlık, ekonominin temel kavramlarından biridir. Kaynaklar sınırlıdır, ama insanlar sonsuz isteklerle yaşar. Bu çelişki, bizi sürekli olarak seçimler yapmaya zorlar. Her seçim, bir fırsat maliyetini içerir – yani, tercih edilen seçeneğin dışındaki alternatiflerin kaybı. Ekonomi, temelde bu seçimlerin sonuçlarını ve toplumsal etkilerini anlamaya çalışır. Bu düşünceleri, günlük yaşantımızın içinde fark etmediğimiz birçok karar, aslında ekonomik bir analiz yapmamızı gerektirir. Uçakta seyahat ederken, çoğumuz fark etmeyiz, ama uçak içindeki koltuk bölgeleri de mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi gibi temel ekonomik ilkeleri anlamamıza yardımcı olabilir. Özellikle “Bölge B” gibi terimler, sınırlı kaynakların ve tüketici tercihleri…
Yorum BırakTürkiye Güç Sırasında Kaçıncı? Antropolojik Bir Bakış Toplumlar, geçmişten günümüze kadar değişen güç yapıları ve iktidar ilişkileriyle şekillenmiş, kendilerini tanımlama biçimlerini ve dünyaya bakış açılarını buna göre oluşturmuşlardır. Kültürlerin çeşitliliğini ve insanlık tarihinin farklı evrelerini merak eden bir antropolog olarak, güç yalnızca ekonomik, askeri veya politik bir faktör olarak değerlendirilemez. Güç, aynı zamanda bir toplumun ritüelleri, sembolleri ve kimlikleriyle şekillenir. Peki, Türkiye’nin dünya üzerindeki güç sıralamasındaki yeri nedir? Bu soruya yanıt verirken, sadece sayılar ve istatistiklerle değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal dinamiklerle de ele almak gerekir. Güç, Toplumların Kimlik Yapısına Nasıl Yansır? Bir toplumun gücü, yalnızca askeri ya…
Yorum BırakTalep Eğrisinin Kaymasına Neden Olan Felsefi Sorular Bir sabah, bir çiçek satıcısının tezgahına yaklaşıyor ve oradaki rengârenk çiçeklerden birini almak istiyorsunuz. Ancak, birden aklınıza bir soru geliyor: “Gerçekten bu çiçeği almak mı istiyorum, yoksa sadece dışarıda güneş ışığının etkisiyle mi buradayım?” Bu soru, herhangi bir alışveriş anının ötesinde, aslında kararlarımıza nasıl yön verdiğimizi sorgulayan bir felsefi sorudur. Ve bu soru, bizim ve çevremizin ekonomik tercihleri üzerinde doğrudan bir etkisi olan talep eğrisinin kayması olgusuna da ışık tutabilir. Ekonomi, belirli bir mal veya hizmete olan talebin nasıl şekillendiğini ve nasıl değiştiğini anlamaya çalışırken, felsefe de bireylerin nasıl kararlar aldığını ve bu…
Yorum BırakRoma’da Hristiyanlığı Kim Kabul Etti? Felsefi Bir Bakış Giriş: İnanç ve İktidar Arasında Bir Dönüşüm Bir toplumun inanç sistemi değiştiğinde, bu yalnızca dini bir dönüşüm değil, aynı zamanda o toplumun etik, epistemolojik ve ontolojik yapısında derin bir değişim anlamına gelir. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlık’la tanıştığı dönemi ele alırken, sorulması gereken soru şudur: Hristiyanlık sadece bir inanç mıydı, yoksa daha geniş bir toplumsal, politik ve felsefi değişimin parçası mı? Roma’da Hristiyanlığı kim kabul etti? Bu basit bir dini tercih meselesi miydi, yoksa tarihsel, toplumsal ve kültürel baskılarla şekillenen bir karar mıydı? Bu yazıda, Roma’da Hristiyanlığın kabulünü etik, epistemolojik ve ontolojik açıdan inceleyecek,…
Yorum BırakJeotermal Enerji: Siyaset ve Güç İlişkileri Bağlamında Bir Değerlendirme Jeotermal enerji, yerin derinliklerinden elde edilen doğal ısının, elektrik üretimi veya ısınma amaçlı kullanılmasıdır. Teknolojik olarak verimli ve çevre dostu bir enerji kaynağı olan jeotermal, son yıllarda dünya genelinde giderek daha fazla dikkat çekmektedir. Fakat bu doğal kaynağın, sadece bir enerji türü olmanın ötesinde, iktidar, kurumlar ve toplumsal düzen ile derin bağlantıları vardır. Bu bağlamda, jeotermal enerji üzerine yapılan politik tartışmalar, iktidar ilişkilerinden, meşruiyet ve katılım anlayışlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Jeotermal Enerji ve Siyaset: Güç İlişkilerinin Gösterimi Jeotermal enerjinin temelinde, yerin derinliklerinden gelen doğal ısının insanlar tarafından kullanılması yer…
Yorum BırakHayalet Avcıları: Ürperti Ne Zaman? Bir akşam, televizyonu açıp eski bir dizi izlemeye karar verdim. Hayalet Avcıları’nın o meşhur teması çaldı ve birden gözlerim ışıldadı. Bir zamanlar çocukken bu diziyi izlerken kalbim yerinden fırlayacak gibi olurdu. O ürpertici atmosfer, garip olaylar ve hayalet avcılarının cesur mücadelesi… Şimdi ise, diziyi izlerken neden bu kadar etkilediğini düşündüm. Gerçekten de hayaletler var mı? Yoksa bu bir hayal gücünün ürünü mü? Peki, Hayalet Avcıları: Ürperti ne zaman çıktı? İşte bu yazı, o ürperten hikâyenin doğuşuna ve kültürel etkilerine dair derinlemesine bir inceleme sunacak. Hayalet Avcıları ve “Ürperti”nin Doğuşu Hayalet Avcıları, 1984 yılında sinemada gösterime…
Yorum BırakBin Dereden Su Getirmek: Deyim mi, Atasözü mü? Felsefi Bir Bakış Hayatın karmaşıklığına dair bir soru soralım: Bir düşünce, bir kelime ya da bir davranış, yalnızca anlamını yansıtan bir sembol müdür, yoksa derinlerde daha başka bir varlık katsayısına mı sahiptir? Bu soru, felsefenin farklı dallarının – etik, epistemoloji ve ontoloji – nasıl bir arada var olabileceğini anlamamıza da ışık tutuyor. Mesela, Türkçe’de sıkça kullandığımız “bin dereden su getirmek” ifadesi, karmaşık bir durumu anlatan bir deyim ya da atasözü mü? Hangi dilsel yapının, daha derin anlamlar taşıdığı konusunda bir fikir yürütebiliriz? Bu basit sorunun ötesine geçmek, dilin anlam evrenine, insanın dünyayı…
Yorum Bırak